Menu


Bağlantılar

Tiyatro

1 - Sayfa 2


           1962 yılında bir yangın geçiren Saray Sineması söktürülmüş,yerine Özel İdare'ce Dadaş Sitesi yaptırılmıştır.Sitenin alt salonu sinema olarak düşünülmüş ve projeye sahne konulmamıştır.O yıllarda derneğin tiyatro faaliyetlerini dikkatle izleyen Erzurum Valisi Necmettin Karaduman, projede tadilat yaptırarak,sinema salonuna sahne eklettirmiş,Erzurum'da oluşan bu tiyatro grubunun,bu salonda devamlı temsiller vermesini düşünmüştür.

          1972 Eylül ayında sinema hizmete açılacaktır.Aynı yıl "Hurrem Sultan"ı başarıyla temsil eden dernek tiyatro kolunun başka bir oyun hazırlayıp sinemanın bir tiyatro gösterisiyle hizmete açılmasını Vali Necmettin Karaduman,dernekten ister.Bu açılış töreni için dernek tiyatro kolu,Turan Oflazoğlu'nun yazdığı "IV.Murat" adlı oyunu hazırlar ve sahneler.

 

          Tiyatro genel yönetmeni olarak oyunun bültenine düşüncelerini aktaran Sebahattin Bulut,o yıllarda tiyatroya verilen değeri şöyle açıklıyor:"Güzel Erzurum'umuz bugün yeni bir tiyatro ve sinema salonuna kavuşmuş bulunuyor.Yapının ilk mimari projesinde salon sahnesi yalnız sinema perdesine göre düşünülmüşse de,çağımızda toplulukların kültür gelişiminde,sinemanın yanında,hatta önünde tiyatronun büyük bir faktör olduğunu bilen ve gören Sayın Valimiz Necmettin Karaduman'ın yerinde müdahalesiyle proje tadil edilerek, sahne,tiyatroya elverişli bir hale getirilmiştir.

          Dadaş sitesi tiyatro ve sinema salonumuzun açılış töreninde bir tiyatro eserinin sahneye konulması görevi  Sayın Valimizin tensip ve takdirleriyle derneğimize verilmiştir.

          Tiyatro kolumuzun geçen Ocak ayı içerisinde oynadığı HURREM SULTAN isimli oyuna Erzurum halkımızın gösterdiği yakın ilgiden cesaret alarak bu kez de yine kendi tarihimizden gelen IV.MURAT isimli tragedyayı sahneye koymuş bulunuyoruz.

          Klasik bir tiyatro oyununun batı tekniğiyle birleştirilerek sahnelenmesi önemini taşıyan ve böylesine büyük sahnelerin temsili olan IV.MURAT oyunu, belki ilk bakışta bir amatör topluluk için güç görünecektir.Mühim olan güçlükleri yenmek,aşama yapmak,daima iyiye ve güzele ulaşmaktır.

          Tiyatroya gönül vermiş idealist gençlerimizin gayretli çalışmaları,göz nurları ve alın terleriyle kaynayan azim potamız,güçlükleri nispeten eritebilmiştir.

          Eseri, kadrosu konservatuarda okumuş,tiyatro eğitimi görmüş Devlet Tiyatroları kadar güzel oynayacağımızı iddia etmiyoruz,Ama hiçbir amatör topluluğun ulaşamayacağı seviyeye çıktığımızı söylemememize müsaade istiyoruz.Seyircilerin de bizi bu açıdan değerlendireceğine inanıyoruz.

          Güzele,doğruya,iyiye doğru olan bu çabamızda en büyük mükafatımız sizlerin takdirleri ve alkışları olacaktır."

 

          Dilaver Uyanık'ın sahneye koyduğu bu eserin dekor ve kostümlerini Mehmet Sabır tasarlamış,ışık ve efektini Necdet Bulut uygulamıştır.Eserde Dilaver Uyanık,Zerrin Gedikli,Necati Güler,Kenan Özmen,Vural Güler,Necla Oğuz,Selim Eken,Mücahit Küleri,Metin Karadağ,Hasan Budak,Rükneddin Dağıstanlı,Ekrem Çakıllı,Hüseyin Budak,Yusuf Yazıcı,Hüseyin Özer,Hüseyin Alkan,Feridun Özal,Kemal Turan,İsmail Palancıoğlu,Sakıp Güllüce,Bülent Karakaş,Nurullah Güler,Cahit Demirceylan,Selçuk Eken,Serdar Bulut,Ahmet Güraksın rol almışlardır.

          1973 yılı,Cumhuriyet'in 50. yılıdır.50. yıl tüm yurtta parlak törenlerle kutlanacaktır.

          İnsan hak ve hürriyetlerine dayalı,milli,demokratik,laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuş ve gelişimini,Atatürk inkılabının milli hayatımızdaki önemli rolünü,milli mücadelemizin,mazlum milletlerin kurtuluş çabasına önder ve örnek oluşunu,Türk Milleti'nin bütün fertleriyle kaderde,kıvançta ve tasada ortak,bölünmez bir bütün halinde milli şuur ve ülkü etrafında birleşme gereğini duymayı,kavratmayı ve her ilin kendi imkanlarıyla 50. yıla bazı armağanlar vermesi,temel ilke olarak kabul edilmiştir.

          Erzurum Halk Oyunları Halk Türküleri Derneği de o yıl manen anlamlı armağanlar verme niyetindedir.Etkinliklerin içerisinde tiyatro da vardır.

          1973 yılında TRT'nin Cumhuriyet'in 50. yılı nedeniyle açmış olduğu tiyatro yazma yarışmasına "Beklenen Madalya" adlı eseriyle katılan Sebahattin Bulut,derece alır. 

     

          İşte bu oyun,diğer etkinliklerle beraber 29 Ekim 1973 günü, Sinema Dadaş'ta Sebahattin Bulut tarafından sahnelenir.Oyunda başrolü Edebiyat Öğretmeni Mücahit Küleri oynar.Diğer rollerde Edebiyat Öğretmeni Hayati Kerget ve Erzurum Lisesi öğrencileri vardır. Oyunun dekorları Mehmet Sabır tarafından yapılır. Işık ve efekti necdet Bulut uygular. Yükseltili çift sahne ile oynanan bu tiyatro oyunu,çağdaş türde bir eserdir.Olay ön sahnede sürerken, anlatılanlar arkadaki yükselti sahnesinde gerçekleştirilir.Hayal görüntüleri, 16mm'lik filmle ve ara ara renkli slaytlarla sahneye aktarılır.

          Sinema Dadaş,halkın hizmetine açılmıştır.Artık, Kapalı Spor Salonu'na sandalye dizip salon haline getirilmesine gerek kalmayacak;Halk Eğitim Salonu'nun kırık radyatörlerinden fışkıran buhar kokusu ve soğuk rüzgar çekilmeyecektir.Sinema Dadaş Salonu, konser, folklor ve tiyatro gösterileri için doğunun en güzel salonlarından biridir.Bundan böyle kurtuluş şenlikleri bu salonda yapılacaktır.

          İlk kez 1970 yılında Halk Eğitim Salonu'nda sahnelenen Sebahattin Bulut'un "Şenlik" adlı eseri, 1973 yılı 12 Mart'ında ikinci kez bu güzel salonda kendi yönetmenliğinde sahnelenir.Oyunun muhteşem dekorları Mehmet Sabır tarafından yapılır.Işık ve efekti yine Necdet Bulut uygular.Oyunda Hüseyin Budak,Hasan Budak,Hayati Kerget,İsmail Boyacı,Ozan Yaşar Reyhani,Metin Karadağ,M.Kemal Barış,Kenan Çetin, Gani Hamutçu, Zinnur Tiryaki, Murat Yalçın, Sakıp Güllüce, Mustafa Düzcan, Ruhi Aslan, Kenan Özmen, Asuman Demiryürek, Rahşan İbrahimhakkıoğlu ve Erzurum Bar Ekibi rol alır.

 

          Yıl 1974 Erzurum'un kurtuluşunun 56.yılında sahneye, "Mohaç'tan Aziziye'ye" adlı oyun konulur.Oyunun yazarı Sebahattin Bulut'tur.Osmanlı tarihinin görkemli sahifelerinin Aziziye'de yaşanan destanla bütünleştirildiği bir tiyatro eseridir,bu oyun. Öğretmen Mukim Sağır'ın yönettiği oyunu Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü tiyatro kolu sahneler. Oyunun dekor ve kostümlerini Mehmet Sabır ve Haluk Güçlü yapar. Işık ve efekti Necdet Bulut uygular.

 

          1975 yılı kurtuluş şenliklerine Ahmet Kutsi Tecer'in "Köroğlu" adlı eseri seçilir.Oyunu o yıl da  Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü tiyatro kolu sahneler.

 

          Oyun içinde çekilecek halay için Çorum Ekibi,Köroğlu'nun koçaklarında da Bursa Kılıç Kalkan Ekibi rol alır.Böylece Köroğlu,dekoru kostümü ve kalabalık kadrosuyla Devlet Tiyatrosunun sergilediği Köroğlu'dan sonra en güzeli olur.

          Mozaik sütunlu ,taş kaplı Bolu Beyi Konağı ile Köroğlu'nun kalesi,bir sinema salonunun sahnesindedirler.Ve bir ışık karartması ile bu dekorlar değişebilmektedir. Üstelik;oynayan,çizen,boyayan,söyleyip haykıran,hepsi amatördür.

          1976-1977-1978 yıllarında maalesef tiyatro eseri sahneye konulamamıştır.Anarşi ve terörün yarattığı gerginlik,bu tür etkinlikleri de olumsuz yönde etkilemiştir.

          Bulut,o günkü atmosferi şöyle açıklıyor:"Temsil kolları kurmuş,tiyatro oyunları mı sergilemişsin?Erzurum Barları'nı Türbe deresinden Çankaya'ya tırmandırmış, Anadolu'nun bütün illerine mi ulaştırmışsın?Bunların hiçbir değeri yoktur o yıllarda.Türkiye haritasını değiştirmek isteyenler,uşaklığı,özgürlüğe yeğ tutanların tek prensibi vardır:Böl ve parçala,sonra ele geçir.

          Bu gizli fikir,bu perde arkası faaliyet,o yıllarda derneğe de çengel atmıştır.Altında melanet yatan bu fikirlere Erzurum'un bazı iyi niyetli evlatları da maalesef kanmışlar fakat başarılı olamamışlardır."

          Sebahattin Bulut'u bu manzara çok üzmektedir. Üzüntüsünü yazarak gidermeye çalışır.1918 yılının savaşlarında bir kolunu ve gözlerini kaybeden genç bir mülazımın Erzurum'a kavuşma tutkusuyla hastahanede tanıdığı bir hemşireye olan aşkını hikaye eden "Gören Gözler"i yazar.1979 yılında yazdığı bu oyun,aynı yıl kurtuluş şenliklerinde sahnelenir.Yer,Sinema Dadaş'tır.

 

          Oyundaki mülazım Şahin Bey,Erzurum'u görür,sevdiği hemşire ile kurtuluş gününde Cennet Çeşmesi'nden su içer.Annesinin hayali arka fondadır.Onunla sohbet eder.Bu sahneler 16mm'lik film ve slaytlarla canlandırılmaktadır.Oyunda Timur Bulut,Halide Yılmaz,Sadık Çelenk,Mücahit Küleri,Nezahat Çelik,Ozan Yaşar Reyhani,Selahattin Aydın ve Semih Yılmaz rol alırlar.

          İzmir TV yapımcısı Fazlı Oğuzhan,"Barana" adlı bir program hazırlamaktadır.Barana, gelenek ve göreneklerimizde erkeklerin yaptığı şölenleri konu alan bir programdır. Yapımcı Fazlı Oğuzhan,o yıl Barana programına,Erzurum'da yapılan "Şekerbaşı" geleneğini almak ister.

          Senaryosunu Sebahattin Bulut'un yazdığı Şekerbaşı adlı oyun,dernek tiyatro kolu tarafından hazırlanır.Oyun içerisinde Erzurumlu sanatçı Raci Alkır,Ozan Yaşar Reyhani ve bar ekibi de vardır.  Bu kadro,1979 Aralık ayında TV çekimi için İzmir'e gider.Sebahattin Bulut da onlarla birliktedir.Oyun, Barana programında 1980 Şubat ayında tek kanal olan TRT ekranlarında yayınlanır.Bu oyunda Sadık Çelenk,Metin Karadağ,Timur Bulut ve Hayati Kerget rol alırlar.

          Yıl 1980.Türk devletine ve vatanın bütünlüğüne kastedenler,anarşi ve terörle devlet gücünü bertaraf edip sapık ideolojilerini hakim kılmak isteyenler,yargı önüne çıkarılmış, Atatürkçülük ve onun ilkeleri vatan sathını yeniden kucaklamıştır.Hal böyle olunca da her güzel sanat kolu gibi tiyatro da derin bir  nefes almış,yeniden yaşamına kavuşmuştur Türkiye'de…

          1980 yılı kutlama şenlikleri tiyatrosuz geçer,bu nedenlerle.

         1981 yılı,Atatürk'ün doğumunun 100. yılıdır.Atatürk yılı içerisindeki kurtuluş şenlikleri, yine Sinema Dadaş salonunda gerçekleştirilir.

          Cahit Külebi'nin "Atatürk Kurtuluş Savaşında" adlı manzumesi, "Türkiyem" başlığı ile sahneye konulur ve seslendirilir.Bir nevi oratoryo şeklindedir çalışma.Söz korosu,mahalli giysilidir.Söze, efekt ve slayt görüntüleri canlılık katar.

          Oyunu Edebiyat öğretmenleri Hayati Kerget,Zinnur Tiryaki ve Zeki Kumcu sahneye uyarlarlar.Koroyu,Cumhuriyet Lisesi öğrencileri oluştururlar.

          "Türk vatanı milli sınırlar içinde bir bütündür parçalanamaz." İlkesini kabul edenlerin tokadı,bölücülerin suratında şaklamıştır.1981 yılında 100. yaşını kutlayan Atatürk'ün sesi hakimdir,Türk vatanı üstünde.Ulu Önder: "Benim doğum günümü öğrenmek isteyenler varsa;ben 19 Mayıs'ta doğdum." demişti.Bu nedenle Halk Oyunları ve Halk Türküleri Derneği 19-20 Mayıs günleri Erzurum'da bir şenlik düzenler.

          Sebahattin Bulut'un 1972 yılında yazdığı "Beklenen Madalya" adlı oyunu,Edebiyat öğretmeni Hayati Kerget tarafından yeniden sahneye konulur.Oyunda Hayati Kerget,Esin Nevruz,Zinnur Tiryaki,Nimet Tekin'in yanı sıra Cumhuriyet Lisesi ve Yabancı Diller Yüksek Okulu öğretmen ve öğrencileri rol alırlar.

 

          Oyunun bülteninde,yönetmen Hayati Kerget şunları yazmıştır: "Ulu Önder Atatürk'ün doğumunun 100. yılında Erzurum  Yabancı Diller Yüksek Okulu ile Cumhuriyet Lisesi tiyatro kolları,Beklenen Madalya isimli küçük,fakat anlamlı bir tiyatro oyununu birlikte sergilemeyi uygun buldu.

          Sebahattin Bulut,Beklenen Madalya'yı cumhuriyetimizin 50.yılı olan 1973 yılında yazdı ve yine bu sahnede sergiledi.Oyun, Atatürk'ün doğumunun 100. yılında da geçerliliğini koruyor.Eserde hiçbir tadilat yapmadık.Sadece "50. yıl" sözünü "100.yıl" olarak değiştirdik, hepsi o kadar…

          Oyundaki Bekir,Atatürk aşığı bir Anadolu köylüsü,karısı Fadime,Anadolu'nun istiklal mücadelesindeki Türk kadını örneğidir.

          Hakiki din adamı ile softa mukayesesi;müftü efendinin davranışı ile dervişin yaşantısında canlanmaktadır.

          Anarşi ve terörle,kendi milletinin çocuklarına kurşun sıkan,Anadolu toprağını köstebekler gibi delip silah yatağı haline getirenlere,Sakarya'da vatan topraklarının özgürlüğe kavuşması için mevzi kazıp orada can veren Üsteğmen Agah örnek gösterilmiş,hiç olmazsa bu aziz şehitlerimizin ruhundan utanılması vurgulanmıştır.

          Beklenen Madalya,cumhuriyet dönemimizin son on yılındaki terörün de bir aynasıdır.Bu aynada başkasından evvel kendimizin nerede olduğunu ve Atatürk'ün çizdiği yoldan ayrılmanın toplumu ne hale getirdiğini görmeliyiz.Görmekle yetinmeyip biraz düşünmeliyiz.

          Beklenen Madalya'yı, Atatürk'ün savaşında olanlara, Atatürk'ün zaferini kanlarıyla,alın terleriyle gerçekleştirenlere ve onun ilkelerine bağlı cumhuriyetin koruyucularına saygı ile sunuyoruz."

          Yıl 1982.

          Sinema Dadaş'ta gerçekleştirilen kurtuluş şenliklerinde,Sebahattin Bulut'un yazdığı "Tarihten Sayfalar" adlı oyun sahnelenir.Oyunu,Edebiyat öğretmeni Hayati Kerget sahneye koyar.Yokluk,kıtlık ve Ermeni zulmü altında inleyen Erzurum'un acı dolu günlerinin konu edildiği oyunda;Edebiyat öğretmenleri Hayati Kerget,Zeki Kumcu,Faruk Tarbasar ile Cumhuriyet Lisesi öğrencileri rol alırlar.Oyunun dekor,kostüm,ışık ve efektini Mehmet Sabır ile Necdet Bulut üstlenmişlerdir.

 

          Derneğin tiyatro faaliyetleri,1982 yılından sonra durur.Buna sebep,çeşitli etkenlerdir. Bunlardan ilki,tiyatro kadrosunu oluşturan elemanların değişik nedenlerle Erzurum'dan ayrılmaları olmuştur.

          Aslında,1975 yılından sonra Erzurum'u vuran göç rüzgarı,10 yıl içinde sanata gönül vermiş bu insanları da ne yazık ki batı kentlerimize taşımıştır.

          Kadronun bu şekilde dağılışı,Sebahattin Bulut'u da karamsarlığa itmiş,tiyatro çalışmaları anılara terkedilmiştir.Bulut,bir yazısında içindeki acıyı,şu çarpıcı cümlelerle dile getiriyor: "Erzurum çarşı pazar-İçinde bir kız gezer-Elinde divit kalem-Dertlere derman yazar diye türküler çığırdık ama şimdi kalemi de yitirdik,dermanı da bulamıyoruz.Baksanıza iki Erzurumlu zibidi,dilimizi ananelerimizi,adetlerimizi pazarlayarak mahalli radyolarda ve gecelerde sözüm ona "Şehir komikleri" olarak boy gösteriyor,Erzurum ile alay ediyorlar ve de Erzurumlu'lardan alkış alıyorlar."

          Geride,50 yılı bulan bir tiyatro geçmişi yaşamaktadır. Bu etkinliğin mimarı Sebahattin Bulut'tur.

          O,bir Erzurum aşığıdır,önce.Sonra sağlam bir vatanseverdir.Atatürk inkılabının yılmaz savunucusudur.Eserlerinde bu ruhu açıkça görebiliyoruz.

          Çok iyi bildiği ve bizzat yaşadığı Erzurum kültürünü,Erzurum'un acı dolu,sonunda şanla biten tarihi ile kaynaştırmıştır, eserlerinde.47 yıl önce yazdığı "Aziziye'de Düğün Var", "Beyaz Kartallar" ve daha sonraki yıllarda yazdığı "Şenlik", "Mohaç'tan Aziziye'ye" ve "Gören Gözler" adlı eserlerinde Erzurum'da yaşanan Ermeni mezalimini anlatmıştır.Yani Bulut,günümüzde yapılması gereken bu çalışmayı,50 yıl önce Erzurum'da başlatmıştır.

 

          Oyunlarında Erzurum şivesini,en doğru şekliyle kullanmış,sahneye aktarırken de oyuncuların buna azami dikkat etmesini istemiştir.Sebahattin Abi Erzurum şivesinin çirkinleştirilerek kullanılmasına çok kızardı.Bu nedenle tiyatro faaliyetlerinde daha çok üniversite eğitimli Erzurumlu gençlerle çalışmayı yeğlerdi.

          Bulut,Erzurum tarihi ve kültürünü yansıttığı birkaç oyununun kadrosuna,Ozan Yaşar Reyhani'yi de katmış,böylece olayların daha canlı ve duygusal akışını sağlamıştır

          Olağanüstü bir hayal gücüne sahipti.40-50 yıl öncesinin imkansızlıklarına karşı koymuş, oyunlarında ikili sahne,değişen hareketli sahneleri başarıyla uygulamıştır.

          Sahnelenen eserlerinde veya yönetmeni olduğu sahne eserlerinde,dekor,ışık,efekt gibi tiyatronun teknik yönlerini en üst düzeyde uygulamasını bilirdi.Devlet Tiyatroları'nı aramazdı seyirci,onun yönettiği oyunlarda.

          Bu konuda 3 önemli yardımcısı vardı onun.3'ünü de rahmetle anıyoruz.

 

          Dekorları,Mehmet Sabır hocamız yapardı.Erzurum Lisesi resim öğretmenliği,İstanbul Atatürk Kültür Merkezi dekoratörlüğü görevlerinde bulunmuştu.Oyunlarda Halk Eğitim salonu ve Sinema Dadaş salonunu süsleyen o görkemli dekorlar,hep onun elinde şekil bulmuştu.Özlemini duyduğumuz bir Erzurumlu'ydu hocamız.Yüreği,iyilik ve hoşgörüyle doluydu.Olağanüstü bir yeteneğe sahipti.Erzurum Lisesi spor salonuna yaydığı metrelerce büyüklükteki bezde,uzun sopalara taktığı fırça darbeleriyle nasıl bir saray dekoru oluşturduğunu hiç unutamayız.Sinema Dadaş salonu, IV.Murat oyununda Topkapı Sarayı'nın ihtişamını yansıtırken,Şenlik adlı oyunda bir Erzurum konağının büyük salonu olmuştu adeta.

 

          Oyunların ışık ve efekt yönünü ise kardeşi Necdet Bulut üstlenmişti.Sahne karartmalarında kullanılan büyük güçteki reostaları kendisi yapmıştı.Elektrik konusunda ustaydı.Necdet Abi'yi de hep sahne kenarında makaralı büyük teyibin önünde,oyunun efekt ve ışığını uygularken hatırlıyoruz.

 

          Sebahattin Bulut,birçok oyununda o günkü şartlar içinde günümüzde dahi zor ulaşabileceğimiz teknolojiden yararlanmayı bilmiştir.Oyunları yazarken bu teknik uygulamaları göz ardı etmemiştir.Konuyu daha canlı kılmak,duyguları coşturmak adına 16 mm'lik hareketli film ve slayt görüntülerine yer verirdi.

 

          Bu teknik çalışmayı ise Fuat Seval yapardı.Bundan 40 yıl önce siyah beyaz çekim yapan film kamerası ile Fuat Seval Abi,Sebahattin Bulut'un yazdığı oyunlara materyal hazırlıyordu.

          Havaalanına yakın bir düzlükteyiz.Savaşa giden eski bir askeri canlandırıyorum.Eşim beni yolcu ediyor.Hiç ata binmemişim.Elimde kocaman bir Türk bayrağı var.Atın üstündeyken çekim yapılacak fakat bayrakla beraber atın üstünde durmakta güçlük çekiyorum.Fuat Seval,kamerada.Sebahattin Abi tedirgin.Çünkü filmin yedeği yok.Tek seferde çekilecek.Sigaranın birini yakıp birini söndürüyor.Bana da biraz sinirleniyor ama belli etmemeye çalışıyor.Nihayet ilk görüntüyü filme aldık.Bir de dublör olarak bir ciritçi getirmiş.O da aynı kıyafetli.Sonra o ata biniyor ve bayrağı dalgalandırarak ufka doğru atı koşturuyor.

 

          Bu bir aşktır,aşktan da öte bir tutku.

          Erzurum'da 50 yıllık bir tiyatro geçmişi olduğunu bilmeyen gençlerimiz için Sebahattin Bulut,bir yazısında şunları söylüyor: "Geçtiğimiz Ramazan ayında bir ara radyoyu karıştırınca,mahalli radyoda konuşan "Yandan çarklı"bir amatör tiyatrocunun ağzından dökülen incileri(!)dinledim.

          Meğer,şimdiye kadar Erzurum hiç tiyatro seyretmemiş,hiç tiyatro görmemiş de,tiyatroyu Erzurum'da bu yandan çarklılar başlatmış da hiç haberimiz olmamış.Üstad(!)bir de saplama yapıyor ve ilave ediyor: "Hiç olmazsa Erzurum'da tiyatronun alt yapısını oluşturduk." yani,halkı tiyatroya alıştırdık demeye getiriyor.

          Daha komedi ile soytarılığı;mizah ile sululuğu ayırt edemeyen bu sulu sırtlaklara gülelim mi,ağlayalım mı?

          70 yıllık Cumhuriyet dönemini hiç incelememiş,araştırma ve soruşturmaya dahi lüzum hissetmemiş bu insanlar,Erzurum'a iftira ediyor,bühtan yüklüyorlar.

           Bugünkü Halk Eğitim salonunun perdeleri dile gelse de konuşsa.Kimler geldi geçti bu salondan,kimler seyretti bu tiyatroları…

          1945'li yılları hatırlıyorum.O yıllar, Türkiye'de "Sadi Tek Tiyatrosu" diye bir özel tiyatro vardı.Her yıl Erzurum'a gelir en az 4-5 tiyatro oyununu bu salonda sahnelerdi.Sadi Tek Tiyatrosu'nun Erzurum'da kalışı en az 15 gün sürerdi.Bir oyun 4-5 gün üst üste sahnelenir, Halkevi salonu adeta kapalı gişe oynardı."Karmakarışık", "Erkekler Kırkından Sonra Azar", "Süt Kardeşler" hafızamda kalan oyunlardan bazıları.

          Erzurumlu her aile, bu tiyatroları ailece seyrederdi.Zira o tiyatroda edep vardı,terbiye vardı.

          Kartal Tibet,Çetin Köroğlu,Yılmaz Guruda ve Zihni Göktay'ın birlikte olduğu "Ankara Meydan Sahnesi"; "Karaların Mehmet", "Romenofla Juliyet" ile birlikte 4 oyunu Erzurum'da peşpeşe sergilemişlerdi.

          Kemal Dirim'in "Cibali Karakolu", Yıldız Kenter'in "Ağaçlar Ayakta Ölür", Avni Dilligil'in "Kırmızı Fenerler" gibi bir çok oyunu bugün bütün tazeliği ile hafızalarımızda yaşıyor.

          Ankara Devlet Tiyatrosu'nun oynadığı "Köroğlu", "Topuzlu", "Ocak" ve "İsyancılar" isimli oyunlar Erzurumlu'ların seyrettiği şaheserlerdi.

          Cahide Sonku-Cahit Irgat ve Lale Oraloğlu tiyatroları,Erzurumlu'ların sevdiği topluluklardı.Cahide Sonku ile Lale Oraloğlu sahnede hakiki gözyaşlarını dökerken, Erzurumlu'ların büyük alkışları ile kucaklanırdı.

          Erzurum'da tiyatro seyircisi dediğiniz "altyapı" yoktu da boş salonlara mı oynuyorlardı bu tiyatrolar?Ne olur azıcık gerilere bakın,sorun soruşturun da sonra konuşun.Kaldı ki;sizden evvel tiyatroya gönül veren gençler,Erzurum'da neler yaptılar,neler…"  

Duyurular

24-02-2016 - Yayınlanacak Yazılar




Sizin İçin Seçtiklerimiz

 

Erzurum ve Türk Musikisi


Sizden Gelenler
Erzurum'a Hasret

İbrahim paşa mah. Taşambarlar alt sokak. No:7
Telefon : (0442) 213 74 74

Tasarım : www.e-erzurum.net